Hayal rüyanın iyi gün dostudur. Kabuslarıyla başı dertte olan hiçbir insanın hayaline ulaşmaz gece gördükleri. İnsanı şaşırtan, beklenmedik hoş hisler armağan eden rüyalarınsa hayalleri süsleyen bir boyutu vardır mutlaka. Ve çoğu zaman sıkıntılı zihinlerin mücadelesi kabusları umut dolu hayallere çevirmek şeklinde olur. İstenmeyen ihtimallerin karşısında korunmaya çalışılan sıkı sıkı tutunulmuş mutlu detaylar...
Aktarılan geleneksel bir Ortadoğu anlatısı şöyle:
Allah İsa'nın bir vadiye gidip orada uyuduğunu görür. İsa'nın rüyasında bir kurukafa giderek beyazlamaktadır. Allah der ki: "Ey İsa, sor ona, sana cevap verecektir." İsa yüksek sesle dua okur ve büyülü nefesi karşısında kurukafa konuşmaya başlar. Ruhunun çok uzun zamanlardan beri cezalandırıldığını, çünkü Allah'ın gazabına uğramış bir kavme mensup olduğunu söyler; ölüm meleği Azrail'i, cehennemin yedi kapısını tek tek temsil eden rüyetleri ve cezaları tarif eder. İsa yeniden dua eder ve kurukafa Kadir-i Mutlak'a iki yıl hizmet edip Tanrı'nın huzuru içinde ölmek üzere bedenine ve hayata geri kavuşur. Bunun üzerine İsa uyanıp gülümser. Allah da gülümser.
Netflix'te gösterime giren I'm Thinking of Ending Things böylesi bir çabayla başlamış belli. İzole edilmiş, yalnızca yoksunluktan yiyen uzun bir hayatın beraberinde getirdiği, tünelin sonunu görmeden en azından direksiyonu bir kez olsun kavramış olayım telaşı.
Hayaller rüyalardan beslenebilir dedik. Hayaller gerçeklik kırıntılarından beslenir olacaktı aslında o. Gerçeklik kırıntısı, gerçeğin bükülerek sahte bir varlık kazandığı, ve sahteliğinin gerçekliği artık aratmadığı düzlemde biricik referans olma niteliğini kaybettiği senaryoyu özetliyor. Kırıntılar bütünün yavan sembolleri, evet, bütün kırıntıların artırılmış gerçekliği değil ama. Zihin bu gerçeklik kırıntılarını ağına alabiliyor kolaylıkla. Rüyaları aradan geçen zamandan bağımsız olarak yaşanmış anılara dönüştüren de, yaşanmış anıların gerçekliğini sorgulatan ve altını oyup her şey bir rüyaymış düşüncesine ikna eden de zihnin bu zaafı.
Hayat, böylece, tabir edilmesi gereken bir rüya olarak görüldüğünde çok da ileri gidilmiş olmayabilir. Buna döneceğiz, ama tersinden.
Charlie Kaufman'ın filmin genel akışında gayet bonkör bir şekilde açıkladığı üzere, kurduğumuz hayaller her zaman istediğimiz doğrultuda gitmeyebiliyor. İnsan zihninin hayallerini koşturduğu kulvarda bugünlerdeki akıllı şerit takip sistemi gibi bir önleyici mekanizması ne yazık ki bulunmuyor. Kitle iletişim araçlarından aldığı telkinlerin ötesinde, iyi bir ezberci fakat tutkularının mahkumu olan Jake adını kendi içinde çok da netleştirme gereği duymadığı sevgilisini ailesiyle tanıştırmak isterken ne gibi bir yarın düşlüyor olabilir? Olay örgüsünün akmasını istediği sıralamada akması için bölünmez bir odağa ihtiyacı olması dışında hafızasının da güçlü olması şart. Yer yer entelektüel yer yer aceleci hislere boğulan sohbetin ardından çiftlik evine vardıklarında Jake'in kurgusu sekteye uğruyor. Yarattığı karakterin engel olamadığı arzuları adeta Jake'ten bağımsızmışçasına Jake'i Jake'in arzulamadığı fakat yenik düştüğü olay akışlarına zorluyor. Yol boyunca sürdürdüğü sakin ve aklı selim karakteri ailenin hayalin odağına geçmesiyle birlikte yavaşça ortadan kayboluyor.
Kabuslar hiç olmadık zamanlarda hayalde hortlayabilir. Aile Jake için sancılı bir kelime. Seçemediği fakat etrafında olan biteni anlamlandırmaya çalışırken birlikte yaşamaya ya da çekip gitmeye uyum göstermesi gereken bir konumda aile. Jake aile evine girişiyle birlikte sentetik rüya kırıntılarından hakiki rüya ve çoğunlukla kabus olduğunu anladığımız kaynaklara yöneliyor istemsiz. Kurgulanan hayalin sallantıya girmesi de bu yüzden.
Üst üste çağırılan aile bir türlü belirmiyor, evin köpeği durdurak bilmeden silkeleniyor, nihayet teşrif eden anne ve babanın konuşma ve davranışlarında tekinsiz bir şeyler var. Jake'in geçmişle istila edilmiş zihninde kurduğu hayalin yardımcı kadın oyuncusu için - ki kendisi bu kurguda tamamen hayal edilmiş olan veya buna yakın tek karakter - işler yolunda gitmiyor. Hayal kabusların müdahaleleri karşısında çelimsiz.
Jake'in kontrol edemediği hayal cızırtılarından belki de en belirgini önce annede görülen ardından genç kadının devraldığı sözcükleri yanlış telaffuz etme özelliği. Jake'in annesinin bu davranışından utanç duyduğu aşikar, fakat anılarındaki annesi hayalinde de bu tuhaflığını bastıramıyor.
Jake hırslı fakat kararsız bir hayal kurucu. Özellikle kontrolü kaybettiğini düşündüğü ve kendi kurtarıcısı olabilecek, veyahut kendisine başarılı bir sonda eşlik edebilecek genç kadının gözünde arzuladığı konumu yitirdiği hissine kapıldığında hayalinin destek kolonlarında akılalmaz revizyonlar yapabiliyor. Misal anne ve babanın değişip duran ve bir noktadan sonra birbirlerinden bağımsızlaşıp kopan yaşları. İstediği gelişme bu değildi ve hayal edici olarak gücünü kullandı. Peki, bizi bir türlü bırakmayan soruya dönelim, Jake kendisini kurtarmak için daha neye ihtiyaç duyuyor?
Bir soru daha; Her şeyi sonlandırmayı düşünen hayal-gerçekliğin karakteri, Jake'in kendini kurtarma girişimini hayal-gerçekten gerçek-gerçeğe çekmeye çalışıyor diyebilir miyiz? Bu karakter Jake'in kurgusundan başkası değilse, ve Jake'in aktif kontrolü zihnine kaptırdığı düşüncesi doğruysa, bu çabanın Jake'in kendisinden geldiğini, yani tüm bu oyununu bitirmeyi en içten bir biçimde arzuladığını söyleyebilir miyiz?
Dönüş yolu hayalin sonlanmasını da beraberinde getirebilir, fakat Jake kendisini kurtarmakta kararlı. Huysuz bir tavır geliştiriyor, yolu uzatıyor ve genç kadını hayali kurmaya devam ettiği liseye kadar getiriyor. Jake'in huzursuz zihni bunca hayal-zamandır hayaline bir enstrüman olarak kullandığı sentetik rüya kırıntılarının nasıl elde edildiğini hatırlıyor: dikizleyerek. Utancını saklayamayarak hayali yarıda kesiyor Jake. Fakat hayal Jake'ten bağımsız gelişmeye devam ediyor. Bu sefer oyuncusunda ne karakter bütünlüğü var ne de hayal hayat-gerçeklerine riayet ediyor. Oklahoma müzikal gösterisinin uyarlandığı takip eden sahne bir nevi başından beri üstü kapalı bir şekilde kazanılmaya çalışılan gerçeğin gerçek olmayan karşısında gerçekmişçesine saygı görmesi arzusunun çabucak elde edilme çabası. Fakat mesaisinin sonuna gelmiş yorgun Jake'in zihninin bu çabası olası bozgun senaryosuna yenik düşüyor ve Oklahoma Jake yine de haysiyetli bir şekilde can veriyor.
Karın ortasında, kendisine şahitlik edecek kimselerin yokluğunda Jake arabasına yerleşiyor ve bezgince kendi zorluklarla dolu hayatının sonuna gelirken yine de çok çabaladığını ve bunun da bir şey olduğunu tasdikleyen kalabalığın karşısında A Beautiful Mind tören konuşmasını sergiliyor. Annesi oğlundan gurur duyuyordu ve bu hayal-hayal de gerçek-hayal ile birlikte mutlu bir kapanışla son bulmak zorunda kalıyor.

İlk başta verdiğim anlatıya dönersek eğer; inzivaya çekildiği esnada gördüğü rüyada kendisinden bağımsız gibi duran fakat kendi sınırları dışında bulunmayan kurukafanın akıbeti, Hz. İsa'nın rüyası içinde ettiği duanın/kurduğu hayalin etkisiyle gördüğü müdahale ile kurukafa-gerçekliğinde kurtuluş ile sonuçlandı. Rüya içindeki gerçeklik, rüya burada Jake'in öyküsündeki hayal olarak alındığında, hayal içindeki Jake'ten ayrı düşünülemeyen hayal-gerçeklik oluyor. Hayal-gerçeklikte kendisi için dua edilen kurukafa bağışlanıyor, bu da hayali kuran/rüyayı görenin kendi bilincindeki zaferi ve bağışlanmasından başkası değil. İsa uyanıp gülümsediğinde, bu gerçek bir gülümsemedir ve Allah buna gülümsediğinde rüyayı gören rüyasından uyanmıştır denilebilir.
Uğursuz kabuslarca talan edilen hayalin hayal-kuran tarafından bağlanması ile hayal-kuran bir araç olarak kullandığı hayalini terk edecektir. Bu terk hiçbir şey yapılmazsa ölümle mümkün.



No comments:
Post a Comment